Bu sayfadaki yazıları büyütebilmek için tıklayınBu sayfadaki yazıları küçültebilmek için tıklayınBu sayfayı yazıcıya göndermek için tıklayınBu sayfayı favorilerinize eklemek için tıklayınBu yazının kayıtlı olduğu kategoriye gitmek için tıklayınBu yazıda hata veya sormak istediğiniz soru varsa tıklayınBu yazıyı arkadaşınıza tavsiye edebilmek için tıklayınBu yazıyı açık arkaplan koyu yazı formatlarıyla görüntülemek için tıklayınBu yazıyı koyu arkaplan açık yazı formatlarında görüntülemek için tıklayınBu yazıyı sarı arkaplan koyu kırmızı formatında görüntüleyebilmek için tıklayın
Yardım için tıklayın  
   
 

 

       
  İBADET-TAĞUT-DİN KAVRAMLARI  

Arama:    

 



KUR'AN NESLİ WEB 
   
İBADET:

Kur'an-i Kerim'de Musa (a.s) Firavun'a söyle dedi:
Şuara 26/22 "O başıma kaktığın nimet, İsrailoğullarını kul yapmana karşılıktı."

İbadet, boyun eğmekle beraber itaat. Mesela:-- "Taguta ibadet etti" cümlesi "ona itaat etti" demektir. - "Ancak sana ibadet ederiz" yani belli bir düzen içinde yalnız sana itaat gösteririz. -- "Rabbinize ibadet ediniz" sözü, "Rabbinize itaat ediniz" demektir. "O ikisinin kavmi, bize ibadet edicilerdir" yani bize itaat edicilerdir demektir. Bu anlamda herhangi bir Melik"e boyun eğen kimse, gerçekte ona itaat etmiş olur. İbnu'l-Enbari şöyle diyor:-- "Filanca ibadet edicidir" yani o Rabbine boyun eğmiş ve Rabb'inin emrine teslimiyet ve bağlılık göstermiş demektir. (Mevdudi, Dört Terim)

Müminun
23/45-46 Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük taşladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
23/47-48 Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.

Bakara
2/172 Ey İnananlar! Sizi rızıklandırdığımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.

Mevdudi bu ayeti şöyle açıklıyor: Bu ayetin getirdigi hüküm ile İslam öncesi toplum hali arasındaki münasebete gelince: İslam’dan evvel Araplar dini önderlerinin emirlerine bağlanmak ve atalarının takip ettigi yola uymak suretiyle, içecekler ve yiyecekleri konusunda bir takım sınırlara bağlı kalarak yaşıyorlardı. Müslüman olunca Allah onlara şöyle buyurdu: "Eğer bana ibadet ediyorsanız, bu kayıtlamaların tümünü bir yana atmalı ve size helal kıldıklarımı afiyetle yemelisiniz." Bunun anlamı şudur: "Siz bilgin ve önderlerinizin kulları değilseniz ve sadece Allah'ın kulları iseniz; ve eğer siz gerçekten önderlerinizi bırakıp Allah'a itaat ediyorsanız helal ve haram konusunda Allah'ın sizin için çizdigi sınırlara uymanız gerekir; onların çizdigi sınırlara değil. İşte bundan dolayı ; “Abd” kelimesi, burada "ubüdiyyet ve itaat" manalarında kullanılmıştır.

Özetle: Kulluk İlah ve Rab olarak görülen (ki bunun dille ifade edilmesi gerekmez yaşayarak ta ifade edilebilir.) Kişi, kurum ya da düşüncelerin istediklerini yapmak onlara hizmet etmek anlamına gelir. İslamda Kulluk Tek İlah’a yapılır.

TAĞUT:

Allah’ın kitabı dışında hayat tarzları ortaya koyan ve kendi ürettikleri bu hayat tarzları için kendilerine hizmet ettiren her türlü siyasal, dini ya da kişisel güç tağuttur:


"De ki: Allah katında bir ceza olmak bakımından bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın lanet ve aleyhinde gazap ettiği, içlerinden maymunlar, domuzlar yaptığı kimselerle, tağuta ibadet edenler ki bunların mevkii daha kötü ve dümdüz yoldan daha sapıktır"

(Dipnot: Taberi Tefsiri 'nde, 111, 13'de Tağut kelimesi hakkinda bazi nakiller yaptiktan sonra şöyle diyor: "Bana göre sözün dogrusu, Allah'a isyan edip de, ya zor kullanarak veya karsi tarafin itaatiyle Allah'i birakip kendisine kulluk ettiren demektir. Bu kendisine kulluk edilen insan, şeytan, put, totem, veya herhangi bir şey olabilir. Ben, Tağut kelimesinin aslının şöyle kullanıldığını tesbit ettim: Bir kimse zulmettiği ve haddi aştığı zaman, onun hakkında "azdı, tuğyan etti" denir.)

(Maide, 5/60).
"Andolsun ki biz, her ümmete "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye (tebligat yapmasi için) bir peygamber göndermişizdir." (Nahl, 16/36).

Birincisi: Kişinin bir başkası için tapinma ve kulluk amacıyla secde, rüku, kıyam ve tavaf etmesi, kapı eşiğini öpmesi, adak ve kurban kesme vb. davranışlardan birini göstermesidir. Bu şekilde kendisine tapınılan kimsenin, başlı başına bir ilah (egemen) olduğuna inanılmış olsun veya tüm bu ibadetler, onun şefaat ve yakınlığının elde edilmesi için yapılmış olsun, yahut yüce ilaha ortak olduğuna ve bu dünya işlerinin yönetiminde yardımı ve katkısı bulunduğuna iman edilmiş olsun, bunun hiçbir önemi yoktur.

İkincisi: Kişinin bir kimseyi, bu alemde var olan nizam üzerinde egemen zannederek isteklerini gerçekleştirmesi için ona dua etmesi, zarar ve felaketler karsisinda ondan medet ummasi, korkulari esnasinda mallarin ve canlarin yok olusunda ona siginmasi.Kisinin bu türden tutumlarinin ikisi de, ilah edinip kulluk etmek manasina dahildir.


Bunun delili, asagidaki Kur’an-ı Kerim ayetleridir. "De ki: Bana Rabb'imden (akli delilleri takviye eden) apaçık ilahi deliller gelince, o sizin Allah'ı bırakıp dua ettiginizde, ibadet etmekligimden kesin olarak menedildim..." (Mümin, 40/66).

"Allah'i birakip da, kendisine kiyamete kadar cevap veremeyecek kisiye hizmet etmekte olan kimseden daha sapık da kimdir? Halbuki bunlar, onların duasından habersizdirler" (Ahkaf, 43/5).

"İnsanlar mahşerde bir araya toplandiklari zaman bunlar, onların düşmanları ve onların ibadetini inkar ediciler olurlar” Yani söyle derler: "Onlara bize tapmalarini emretmedik ve bize taptiklarini da bilmezdik." (Ahkaf 43/6-7)

Üç ayetin her birinde Kur'an-ı Kerim bizzat açıklamıştır ki, burada ibadetten maksat dua ve medet ummaktır. Bilakis onlar, cinlere ibadet ediyorlardı ve çoğu onlara iman edicilerdi..." (Sebe, 34/41).

Bu ayette cinlere ibadet ve onlara imandan kastedilen mananın ne oldugunu aşağıda gelen Cin Suresi'ndeki ayetler açiklamaktadir:

"Gerçekte şu da var: İnsanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kişilere sığınırlar" (Cin 72/6).

Yukaridaki ayette açıklanmıştır ki, cinlere ibadetten maksat, onlara sığınmak, korkulardan, mal ve canların kaybından yine onlara sığınmaktır; keza cinlere imandan maksat da, muhafaza ve sığınma hususunda onların kudretine inanmaktır.

"Rabb'in onlari da, Allah'tan gayri ibadet ettiklerini de mahşerde bir araya toplayıp da: Siz mi şu kullarımı saptırdınız; yoksa kendileri mi yollarını sapıttılar? diyecegi gün" "Görürsün ki onlar şöyle demişlerdir: Seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da veliler edinmek bize yakışmaz.. . " (Furkan, 25/17-18)

Bu ayetin ifadesinden, mabutlardan maksadın salihler, peygamberler ve veliler olduğu açıkça anlaşılıyor.

Onların ibadetlerinden maksat da onlarin kul olmaktan üstün ve yüce bir mevkide olduklarına inanmak, ilahlık sıfatı ile nitelenebileceklerine, kötülüğe son verip, gaybi yardim gibi şeylere güçleri yeteceklerine kanaat getirmek, sonra da onların huzurunda onları ilahlaştırmaya varacak şekilde tazim ve takdis etmektir.
"Onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine ne bir zarar, ne bir fayda vermeyecek olan şeylere ibadet ederler. Bir de: "Bunlar (putlar) Allah yanında bizim şefaatçilerimizdir" derler. (Yunus, 10/18)."... kendilerine O'ndan başka bir takım veliler edinenler (derler ki): Biz bunlara, ancak bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye hizmet ediyoruz." (Zümer, 39/3) Bu ayette de ibadetten maksat, ilah edinmektir.

DİN:


"Din" kelimesinin, Kur'an-i Kerim'de eksiksiz bir düzeni ifade ettigi görülür. Söz konusu bu düzen, dört unsurdan meydana gelir ki, bu dört unsur Şunlardir:

1-Hakimiyet ve yüce egemenlik.
2-Bu yüksek egemenlik ve hakimiyete itaat edip, boyun eğmek.
3-Bu hakimiyetin otoritesi altında meydana gelen fikri ve ameli nizam.

Bu nizama uymaya ve ihlasla bağlanmaya karşı bu yüce egemenliğin verdiği mükafaat veya karşı gelmek suretiyle isyan etmeye verdiği ceza. Kur'an-ı Kerim "Din" kelimesini bazen birinci ve ikinci, bazen üçüncü, bazen da dördüncü manada kullanmıştır. Bazen de "Din" kelimesini kullanır ve onunla bir anda bu dört unsurdan müteşekkil mükemmel nizamı kasteder.

Özetlemek gerekirse “Din” İlahi ya da Beşeri her türlü düzen, ideoloji, hayat tarzının Arapçadaki tanımıdır:


Mümin 40/64 Allah odur ki, yeryüzünü sizin için durulacak yer, göğü bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı, sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırdı. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz! Alemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yücedir!

Mümin 40/65 O diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Övgü, alemlerin Rabbi Allah içindir.

Zümer 39/2 Biz bu kitabı sana gerçekle indirdik, öyleyse ALLAH'a kulluk et; dinini sadece O'na has kılarak...

39/3 Kesinlikle, din sadece ALLAH'a aittir. O'nun dışındakileri evliya (dostlar) olarak edinenler, "Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz." (derler). Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir. ALLAH kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez.
39/11 De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum."

39/14 De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim.

39/15 "Siz O'nun dışında dilediğinize kulluk/ibadet edin." De ki: "Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana atanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur."

39/17 Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp Allah'a yönelenlere müjde var. Muştula kullarına!

Nahl 16/52 Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli olarak yalnız O'nundur. Hala, Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?

Al-i İmran 3/83 Allah'ın dininden başka bir din mı arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur, O'na döneceklerdir.


Not:
Bu konuda daha ayrıntılı inceleme için: Ebu’l Ala Mevdudi’nin “Kur’an’da Dört Terim” Seyyid Kutub’un “İslam Düşüncesi” Ercümend Özkan’ın “İnanmak ve Yaşamak” isimli eserleri okunmalıdır.
   
Bu Yazı Hakkında
Bu Yazı 29.01.2003 tarihinde siteye eklendi ve Temel Kavramlar kategorisinde 2134 kez okundu.

Bu Yazıyı yazıcıdan çıktı almak için tıklayın.
Bu Yazının kayıtlı olduğu Temel Kavramlar kategorisine gitmek için tıklayın.
Bu Yazıda veya sayfada hata varsa lütfen bize bildirmek için tıklayın
 
     
 
Okuduğunuz yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Kur'an Nesli alıntıladığı tüm yazıları hiçbir ticari kaygı gütmeksizin bilginin paylaşılması maksadıyla sizlere sunmaktadır..
KURANNESLI.info - 2005